Boyun Kitleleri ve kistlerine genel yaklaşım; tanımlar ve tedavi

Boyun kitlesi 

Boyunda gelişen her tür tümoral gelişime yani şişliğe boyun kitlesi denir. Boyun kitlesi; değişik nedenlere  bağlı olarak boyunda oluşan reaktif lenf bezi büyümeleri, boyun yumuşak dokularında veya lenf bezlerinde yerleşen farklı enfeksiyöz-nonenfeksiyöz iltihaplar, boyunda lokalize çeşitli doğuştan kistler, lenf bezi tümörlerinin boyunu tutması, çeşitli kanserlerin boyun lenf bezlerine yayılmasına bağlı olarak gelişebilir.

Boyun kisti kavramı, boyunda gelişen kistleri tanımlar. Kist, vücudun kontrolü dışında oluşmuş içi sıvı veya kıvamlı madde ile dolu yapıların genel tanımıdır. Kistin gerçek veya psödo yani yalancı bir doku kapsülü vardır. Kistler vücudun her yerinde görülebilir. Ancak boyun kistleri; sıklıkları, oluşum mekanizmaları, kendilerine has özellikleri ve baş-boyundaki hayati yapılarla ilişkileri nedeniyle özellik taşırlar. Boyun kistleri genelde konjenital yani doğumsal kökenlidir. Nisbeten ileri yaşlarda belirti vermelerinin nedeni, zaman içinde spontane olarak veya enfeksiyon sonucu büyümeleri ya da şişmeleridir. Boyunda yerleşen 3 ana kist çeşidi; tiroglossal kist, brankial kist, ve dermoid kisttir. Her üçü de doğumsal kökenlidir. Tiroglossal kist ve brankial kist yalnız baş boyun bölgesinde yerleşim gösterir. Halbuki dermoid kist vücudun her bölgesinde görülebilir. Bunların dışında yine vücudun her tarafında yerleşebilen kist sebase gibi küçük yüzeyel lezyonlar da baş boyun bölgesinde görülebilir. Baş boyunda görülen ve kistlerle karışabilen bir lezyon da, iyi huylu ve yüzeyel yerleşimli özellikte olan lipomdur.

Boyun lenf bezi büyümesi, boyundaki lenf bezlerinin herhengi bir nedenle büyümesinin genel tanımıdır. Hekimler lenf bezi büyümesini lenfadenopati olarak isimlendirirler. Ayrıca lenfadenomegali tanımlamasını da kullanırlar. Lenfadenopati; reaktif, enfektif, iltihabi veya tümoral nedenlerle oluşabilir. Boyun lenf bezleri en sık üst solunum yolu enfeksiyonu, bademcik iltihabı, diş-dişeti iltihabı gibi akut enfeksiyonlarla veya daha farklı uyaranlarla, reaktif olarak büyürler. Bu durum, reaktif lenfadenopati olarak adlandırılır. Bu reaktif büyümelerde lenf bezleri, primer enfeksiyon veya uyaran ortadan kalkınca, birkaç hafta sonra normal büyüklüklerine dönerler. Ancak bazen lenf bezi büyümeleri bezlerin virus, bakteri, mantar gibi bir mikroorganizma ile direk enfeksiyonu ile oluşur. Bademcik iltihaplarını takiben oluşan gurup a beta hemolitik streptokok süpüratif lenfadenopatisi veya tüberküloz lenfadenopatisi buna örnektir. Bu durum genel olarak enfektif lenfadenopati olarak adlandırılır. Nonenfeksiyöz iltihabi adenopati durumu ise, Castlemann hastalığı denilen nedeni belirsiz lenf bezi dev büyümeleri gibi hastalıklarda söz konusu olur. Diğer taraftan lenf bezi büyümeleri metastaz veya lenfoma gibi habis hastalıklar neticesinde de oluşabilir. Bu durum ise metastatik lenfadenopati, lenfoma lenfadenopatisi gibi kavramlarla adlandırılır. Birkaç haftadan uzun süre sebat eden her lenf bezi büyümesi, müzmin veya habis lenfadenopatilerin dışlanmasına, dolayısıyla muayene-tetkik-tanıya ihtiyaç gösterir.

Lenf bezleri, ya da halkın yaygın kullanımıyla bezeler, kan sistemi ile beraber vücudun bağışıklık mekanizmasını oluşturan lenfoid sistemin ovoid biçimli yapılarıdır. Hekimler bu yapıları, lenf ganglionu sözcükleri ile ifade ederler. Lenf bezleri tüm vücuda irili ufaklı dağılmıştır ve birbirleri ile lenf yolları vasıtasıyla bağlantı halindedirler. Boyun, lenf bezlerinin en yoğun bulunduğu vücud bölgelerinden biridir. Boyundaki lenf bezleri, bulundukları alt bölgeye göre 7 zonda değerlendirilir: 1. Bölge çenealtı, 2. Bölge yan üst boyun, 3. Bölge yan orta boyun, 4. Bölge yan alt boyun, 5. Bölge arka boyun, 6. Bölge ön boyun ve 7. Bölge ön alt boyun.

Boyun kitlesi tanısı vaka bazında kararlarla; klinik, laboratuar, görüntüleme teknolojileri, ince iğne aspirasyon biopsisi, eksizyonel biopsi, frozen biopsi gibi yöntemler vasıtasıyla konulur. Görüntüleme yöntemlerinden bilgisayarlı tomografi “BT”, manyetik rezonans “MR” ve ultrason “US” teknikleri ihtiyaca göre seçilerek kullanılır. Bu görüntüleme yöntemleri, tercihen ince iğne aspirasyonunun öncesinde uygulanır. Ayrıca, metabolik aktiviteyi tarayan pozitron emisyon tomografi “PET” ihtiyaç halinde tanı ve takipte kullanılır. İnce iğne aspirasyon biopsisi; kistik yapıyı iltihabi yapıdan, habis tümörü selim tümörden, lenfomayı metastazdan ayırabilir. Yine kaynağı bilinmeyen bir boyun metastazında ince iğne aspirasyonunda PCR gibi viral tanı tekniklerinin uygulanması, Epstein-Barr virusu “EBV” saptanması durumunda üst yutak yani geniz karsinomuna, human papilloma virus “HPV” saptanması durumunda orta yutak karsinomuna delalet edebilir. Boyun kitleleri tanısında eksizyonel biopsi ise, karsinomlarda sağkalımı bozma riski nedeniyle, son çare olarak saklı tutulur. Nihayet frozen biopsi, anında histopatolojik tanı ile, ileri errahi girişime devam edilmesini veya tıbbi tedavi için girişimin sonlandırılmasını sağlayan kıymetli bir tanı yöntemidir.

Tiroglossal, Brankial, Dermoid Kist Nedir – Boyun Metastazı Nedir

Tiroglossal kist, doğumsal kökenli bir hastalıktır: Bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişim sürecinde, tiroid dokusu tomurcuğu başlangıçta bulunduğu dil kökünden nihai yerleşim yeri olan boyun orta alt bölümüne, ana soluk borusunun iki yanına göç eder. Bu göçü takiben arada bulunan kanal kapanır. İşte bu tiroglossal kanal kapanmadığı takdirde, tiroglossal kist yani tiroid-dil kisti oluşur. Tiroglossal kistin yerleşimi yüzeyel olduğundan, erken çocukluk çağında, genelde daha asemptomatikken kendini belli eder. Bazen de bir üst solunum yolu enfeksiyonunu takiben enfekte olup şişerek veya fistülize olup dışarı açılarak kendini belli eder. Genelde 10 yaşın altında tanısı konur. Tiroglossal kist boynun orta hattında yerleşir. Yerleşim yeri sabittir ve tanı koydurucudur. Tiroglossal kistin tam yerleşim yeri, boynun üst bölümünde orta hatta ve genelde hyoid kemiğin hemen altında olacak şekildedir. Dil kökü ile bağlantısı nedeniyle dili çıkarmakla ve yutkunmakla hareket eder. Tiroglossal kistler; tekrarlayan enfeksiyonlar, kozmetik nedenler ve malinite potansiyeli nedenleri ile tedavi gerektirir. Tiroglossal kistlerin tedavi yöntemi, kistin cerrahi olarak kist traktı denilen uzantısı ile beraber çıkarılmalarıdır.

Brankial kist, doğumsal kökenli bir hastalıktır: Bu kistler bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişim sürecinde, baş ve boyun bölgesindeki farklı dokuların oluşumu sırasında farengobrankial kanalların kapanmaması sonucu oluşurlar. Brankial kistler boyun yan taraflarında, sternokleidomastoid kas denilen büyük boyun kasının önünde, yerleşirler. Yerleşim yerleri sabittir ve tanı koydurucudur. Bu kistler, erken çoçukluk çağında, boyutları henüz küçükken farkedilmezler. Sıklıkla daha ileri yaşta, bir üst solunum yolu enfeksiyonu sırasında enfekte olup şişerek kendilerini belli ederler. Tanı yaşı genelde geç çocukluk ile 30 yaş arasıdır. Brankial kist dört 4 ayrı brankial yarıktan kaynaklanabilir: Birinci brankial ark kisti kulak önünde veya altında yerleşir, parotis bezi ve yüz siniri komşuluğunda dış kulak yoluna uzanır. İkinci brankial ark kisti boyun üst yan bölgede çenenin altında yerleşir, dış ve iç karotis damarlarının arasından bademcik lojuna uzanır. Üçüncü brankial ark kisti boyun orta yan bölgede yerleşir, öne yutağın sinus piriformis bölgesine uzanır. Dördüncü brankial ark kisti boyun alt yan bölgede yerleşir, karotis kılıfı boyunca sinus piriformisin uç noktasına uzanır. En sık 2. brankial ark kisti görülür, ancak diğerleri ile de nadir de olsa karşılaşılır. Brankial ark kistleri, tekrarlayan enfeksiyonlar, kozmetik nedenler ve malinite potansiyeli nedenleri ile tedavi gerektirir. Brankial ark kistlerinin tedavi yöntemi, kistin cerrahi olarak kist traktı denilen uzantısı ile beraberçıkarılmalarıdır.

Dermoid kist veya kist dermoid, yine doğumsal kökenli bir hastalıktır: Bebeğin anne karnındaki embriyolojik gelişim sürecinde, çeşitli dokuların kökenini oluşturan karmaşık artık yapı nüvesinden gelişir. Dermoid kist, tiroglossal ve brankial kistlerin aksine, vücudun her tarafında yerleşebilir. Dermoid kist doğumsal bir lezyon olmasına karşın, tanısı sıklıkla ergenlik gibi daha geç dönemde konulur. Bu kist boyunda en sık, çene ucunun hemen altında orta hatta yerleşir. Tiroglossal kistten farkı daha yukarıda yerleşimi ve dili çıkarmakla veya yutkunmakla hareket etmemesidir. Dermoid kistin tedavi yöntemi, tüm kistin cerrahi olarak çıkarılmasıdır.

Kist sebase, kıl köklerine açılan yağ bezleri kanalının tıkanmasıyla oluşan minik kistçiktir. Bu kistler epidermoid kist olarak da isimlendirilir. Kist sebase kendi kendine gerileyebilir. Kist sebase, estetik veya fonksiyonel kusura yol açarsa tedavi gerektirir. Bu durumda uygulanan tedavi yöntemi, kistin cerrahi olarak boşatılması veya tamamen çıkarılmasıdır.

Lipom, iyi huylu yağ dokusu tümörüne veya büyümesine verilen addır. Lipom, vücudun her bölgesinde çeşitli sayı ve büyüklükte oluşabilir. Lipomlar, baş boyun bölgesinde de yerleşirler. Lipomlarla genelde, 30’lu yaşlardan itibaren karşılaşılır. Tedavi yöntemi, cerrahi olarak çıkarılmalarıdır.

Boyun metastazı kavramı, yaygın kullanımda boyun lenf bezlerine tümör yayılmasını tasvir eder. Habis tümörlerin lenf bezlerine ve diğer organlara sıçrama yapması, genel anlamda metastaz olarak adlandırılır. Boyundaki metastazlar boynun lenf bezlerine olur ve bu lenf bezi metastazları genelde, tüm vücutta olduğu gibi habis tümörlerin karsinom gurubu tarafından oluşturulur. Yayılımın kaynağı ise komşu bölge tümörleridir, uzak bölge tümörlerinin boyuna metastaz yapması istisnaidir. Her bir dokunun lenfatiklerinin ilk drene olduğu, metastaz halinde de ilk lenfatik tutulumun oluştuğu lenf bezlerine, sentinal veya first echelon lenf bezleri denir. Bu açıdan yani ilk metastaz oluşan lenf bezleri açısından değerlendirildiğinde, alt dudak ve ağız kanserleri çenealtı ve boyun üst gurup lenf bezlerine; gırtlak üst kısım kanserleri ve alt yutak kanserleri boyun üst ve orta gurup lenf bezlerine; geniz kanserleri boyun arka gurup lenf bezlerine; tiroid kanserleri boyun ön gurup lenf bezlerine metastaz yaparlar. Akciğer kanserleri nadir de olsa, boyun arka gurup lenf bezlerinin alt kısmına metastaz yapabilirler. Bazen boyun lenf bezlerinde metastaz saptanır, ancak bu metastazı yapan kanserli primer doku yani kaynak kolayca tesbit edilemez. Bu duruma okült yani gizli primer odaklı metastaz adı verilir. En sık rastlanan okült karsinom odakları; geniz, dil kökü ve bademcik dokularıdır. Boyun metastazlarının tedavi yöntemi, radyoterapi-kemoradyoterapi uygulanan patolojiler dışında, boyun disseksiyonu girişimleri ile çeşitli lenf bezi guruplarının çıkarılmasıdır.

Lenfoma, lenf bezlerinin kendi tümörlerine verilen addır. Lenfomalar, Hodgkin ve Nonhodgkin lenfomalar olarak iki ana gurupta incelenir. Nonhodgkin lenfomalar ise B veya T lenfositi orijinli farklı pekçok histopatolojik alt gurubu kapsarlar. Lenfomalar vücuttaki tüm lenfoid sistemi ve lenfoid ilişkili organları, örneğin dalağı tutabilirler. Boyun bölgesi, lenfomaların sık yerleştiği bölgelerden biridir. Boyun ganglionları, lenfomalar dışında, lösemilerin yani kan kanserlerinin çeşitli formlarında, tüm vücudu etkileyen bu hastalığın bir parçası olarak da, tutulabilirler. Lenfoma ve lösemilerin tedavi yöntemi, ihtiyaç halinde biopsiyi takiben uygulanan kemoterapidir.

Boynun diğer kitleleri, pek çok patolojiyi kapsar. Bunların arasında larengosel, lenf ganglionu tüberkülozu, Castleman hastalığı, sarkan ranula, glomus karotikum, glomus vagale, nörinomlar, lenfanjiom, hemanjiom, diğer vasküler anomaliler, boyundaki çeşitli dokuların primer habis tümörleri gibi çeşitli hastalıklar sayılabilir. Her bir hastalığın tıbbi-cerrahi tedavi yöntemi farklıdır

 

Boyunda Tiroglossal, Brankial Kist Ameliyatı Nedir – Boyun Disseksiyonu Nedir

Boyun ameliyatları, eksizyonel biopsiler bir yana bırakılırsa, en sık boyun kistlerine ve boyun metastazlarına yönelik olarak yapılır. Boynun konjenital kistlerinin tedavileri cerrahidir. Bunlarda uygulanan teknikler, kistin tipine göre farklılık gösterir. Boyun metastazlarının tedavi yöntemi ise, istisnalar dışında, boyun disseksiyonu girişimi ile çeşitli lenf bezi guruplarının çıkarılmasıdır. Diğer taraftan boyunun yanısıra tüm vücutta yerleşebilen dermoid kist, sebase kist gibi küçük kistler ve lipom gibi iyi huylu tümörler, küçük bir kesiden tüm lezyonu içerecek şekilde çıkarılırak tedavi edilir. Larengoselden glomus karotikuma, nörinomdan lenfanjioma uzanan boynun çok çeşitli diğer kitlelerinde uygulanan cerrahi teknikler ise patolojiye göre değişir.

Tiroglossal kist çıkarılması, hekimler tarafından tiroglossal kist rezeksiyonu veya Sistrunk operasyonu olarak adlandırılır. Bu girişim, boyun orta üst bölgesinde cildin doğal çizgilerine denk getirilen küçük yatay bir kesi ile yapılır. Fistül varsa, fistül ağzı çevresindeki minik cilt fuziform bir kesi vasıtasıyla çıkarılacak dokuya dahil edilir. Tiroglossal kist çevre dokulardan çepeçevre ayırılır ve kistin kanalı takip edilir. Genelde kanalın içine girdiği hyoid kemik orta bölümü de rezeksiyona dahil edilir ve kist ile traktın tamamı, dil köküne uzanımı dahil çıkarılır. Bu ameliyatta önemli olan hyoid kemik orta kısmının çıkarılmasıdır zira cerrah bu kemiğe dokunmaktan çekinirse nüks kaçınılmaz olur ben ameliyatlarımda hyoid kemik orta kısmını usulune uygun olarak çıkarmaktayım. Ameliyattan sonra hastanı8n durumuna göre ya aynı gün yada ertesi gün hastamı taburcu ederim. Kliniğimizde kesi yarası gbelli olmaması için estetik dikiş atılmakta çok nadiren gerekirse cilt estetiğinde mezoterapi, prp ve roller gibi yöntemlerle mükemmel sonuçlar alınmaktadır.

Brankial kist çıkarılması, hekimler tarafından brankial kist rezeksiyonu olarak adlandırılır. Birinci brankial ark kisti için kulak önü kıvrımlı kesisi uygulanır. Kist ve kanalı, kulak kıkırdağına kadar takip edilerek çıkarılır. İkinci brankial ark kisti için, kistin bulunduğu boyun yan üst bölgesinde cildin doğal çizgilerine denk getirilen küçük-orta boyda yatay bir kesi yapılır. Kist çevre dokulardan ayırılır, kistin kanalı boyun damar ve sinir paketine doğru takip edilir, kist ve kanal dışarı alınır. İhtiyaç halinde aynı taraf bademciği de cerrahi olarak alınabilir. Üçüncü ve dördüncü brankial ark kistinde ise, kistin bulunduğu boyun yan orta veya yan alt bölgesinde cildin doğal çizgilerine denk getirilen küçük-orta boy yatay bir kesi yapılır. Takiben kist ve kanalı yutağa, sinüs piriformise doğru takip edilir ve çıkarılır.
Bende ameliyatlarımda kist ve kanalını tamamen çıkartmaya özen göstermekteyim.
 

Boyun disseksiyonu, boyun lenf bezlerinin kati tümoral tutulumunda veya tutulma ihtimalinin yüksek olması durumunda, bölge lenf bezlerinin ameliyatla kısmi veya tam çıkarılmasının genel tanımıdır. Boyun disseksiyonu müdahaleleri, terapötik yani tedavi edici veya elektif yani isteğe bağlı-önlem amaçlı olabilirler. Boyun disseksiyonları, baş boyun kanserleri tedavisinin parçası olarak uygulanırlar. Boyun disseksiyonunun 5 farklı tipi vardır: süperselektif, selektif, fonksiyonel, radikal ve ekstended radikal boyun disseksiyonları. Süperselektif boyun disseksiyonu, çok seçici olarak baş boyun lenf bezlerinin çıkarılmasıdır. Nadiren uygulanmaktadır. Selektif boyun disseksiyonu, baş boyun lenf bezlerinin belli guruplarının çıkarılmasıdır. Sınırlı bir girişimdir ve supraomohyoid boyun disseksiyonu, lateral boyun disseksiyonu, posterolateral boyun disseksiyonu, anterior boyun disseksiyonu gibi çeşitleri vardır. Fonksiyonel boyun disseksiyonu, boyun lenf bezlerinin tamama yakın bölümünün diğer dokular korunarak çıkarılmasıdır. Hekimler bu ameliyatı modifiye radikal boyun disseksiyonu olarak da adlandırırlar. Geniş bir girişim olmasına karşın hastanın boyun ile ilişkili fonksiyonları bozulmaz. Radikal boyun disseksiyonu, boyun lenf bezlerinin tamama yakın bölümü ile beraber boyun kasının, aksesuar sinirin ve boyun ana toplardamarının çıkarılmasıdır. Girişim, boyun bölgesinde kalıcı hasarlara yol açar. Ekstended boyun disseksiyonu, radikal boyun disseksiyonunun çevre lenf bezleri veya dokularını da kapsayan genişletilmiş şeklidir. Doğaldır ki bu girişim de boyun bölgesinde kalıcı hasarlara yol açar. Baş boyun kanserlerinde vaka bazında kararlarla, ameliyat öncesi ve ameliyat sırası bulgular değerlendirilerek, bu 5 farklı boyun disseksiyonu tipinden hasta için uygun olan belirlenir ve tek veya çift taraflı olarak uygulanır. Cerrahi müdahale yalnız boyuna yapılabileceği gibi, kanserin yerleştiği primer dokunun ameliyatı da beraberce icra edilebilir.

Selektif boyun disseksiyonu seçimi, her bir dokunun lenfatiklerinin drene olduğu, metastaz halinde de ilk lenfatik tutulumun oluştuğu sentinal veya first echelon denilen lenf bezi guruplarının sabit olması akademik bilgisi üzerine kuruludur. Alt dudak ve oral kavite karsinomlarında elektif veya terapötik amaçla en sık uygulanan teknik, 1-2-3. bölgeleri kapsayan supraomohyoid boyun disseksiyonudur. Kord karsinomları hariç olmak üzere gırtlak karsinomlarında ve alt yutak karsinomlarında elektif veya terapötik amaçla en sık uygulanan teknik, 2-3-4. bölgeleri kapsayan lateral boyun disseksiyonudur. Tiroid papiller ve folliküler karsinomlarında elektif veya terapötik amaçla en sık uygulanan teknik, 6. bölgeyi, bazen de 7. bölgeyi kapsayan anterior boyun disseksiyonudur. Boyun cildi habis tümörlerinde elektif veya terapötik amaçla en sık uygulanan teknik, 2-3-4-5. bölgeler ile retroaurikuler ve suboksipital bölgeleri kapsayan posterolateral boyun disseksiyonudur.

Boyunda radyoterapi-kemoterapi-kemoradyoterapi, boynun habis kitlelerinde ihtiyaç halinde uygulanır. Kemoradyoterapi kavramı çeşitli kanserlerin, kemoterapi denilen tümörlere yönelik ilaç tedavisi ve radyoterapi denilen tümörlere yönelik x-ışını tedavisi ile tedavi edilmesini bir bütün olarak tanımlar. Baş boyunda saptanan lenfomalarda ana tedavi yöntemi, biopsi yapılmasını ve histopatolojik tanının konulmasını takiben uygulanan kemoterapidir. Baş boyun karsinomlarında ise radyoterapi veya kemoradyoterapi; ses teli, geniz ve orta yutak karsinomları başta olmak üzere çeşitli tümörlerde, definitif yani asli tedavi olarak uygulama alanı bulur. Adjuvan yani cerrahi tedaviyi takiben uygulanan radyoterapi veya kemoradyoterapi ise, ihtiyaç halinde her tür ileri baş boyun karsinomunda destek amacıyla kullanılır. Diğer taraftan, radyoterapi-kemoradyoterapi uygulanan karsinomlarda tedaviye yanıt vermeyen, tekrarlayan veya sonradan oluşan boyun metastazlarında, boyun disseksiyonu kurtarıcı görev üstlenir. Ancak bu kurtarma ameliyatlarının sağkalım oranları daha düşük olur.

 

Boyun Kisti ve Boyun Disseksiyonu Ameliyatı Sırası ve Sonrası Nasıldır

Boyun kist ameliyatları sırası ve sonrası şu özellikleri gösterir: Tiroglosal kist ve brankial kist girişimlerinin ameliyat sonrası süreçleri zahmetli değildir. Bu hastaların, ameliyat bölgesinde kısa bir süre dren, sargı veya bandaj bulunur. Hastanede 1 veya 2 gün kalırlar, drenlerinin, bandajlarının veya sargılarının çıkarılmasını takiben taburcu olurlar, ayaktan pansumanlara gelirler. Tiroglossal ve brankial kist çıkarılmasını takiben hastaların büyük bölümü bu rahatsızlıktan yaşam boyu kurtulurlar. Ancak bir bölüm hastada zaman içinde kist tekrarı oluşabilir, yeni bir rezeksiyon ameliyatına ihtiyaç doğabilir. Diğer taraftan basit kistlerde ve lipomlarda girişim sonrası süreç çok daha rahattır. Bu girişimler yetişkinlerde, uygun vakalarda, lokal anestezi ile uygulanır. Hastalar, sıklıkla aynı gün küçük bir bandajla taburcu olurlar. Bu lezyonların tekrarı düşük ihtimaldir, ancak yeni lezyonlar zaman içinde oluşabilir.

Boyun disseksiyonu ameliyatları sırası ve sonrası şu özellikleri gösterir: Tek başına uygulanan süperselektif, selektif ve fonksiyonel boyun disseksiyonu girişimlerinin ameliyat sonrası süreçleri çok zahmetli değildir. Vakaların ameliyat çıkışında sargıları ve drenleri bulunur, hastanede birkaç gün kalır, drenlerinin ve sargılarının çıkarılmasını takiben taburcu olurlar. Daha sonra takip ve pansumanlar ayaktan yapılır, dikişler ise 7-8 gün sonra alınır. Bu üç tip tedavi edici veya önleyici disseksiyon ameliyatını geçiren hastaların boyun görünümleri ve fonksiyonları ameliyat öncesine yakın olur. Diğer taraftan yalnız tedavi amacıyla uygulanan radikal ve ekstended radikal boyun disseksiyonu girişimlerinin ameliyat sonrası süreçleri daha yıpratıcıdır. Hastalarda kalıcı omuz ve boyun fonksiyon zaafiyeti, boyunda incelme, yüzde şişme gibi değişiklikler oluşur. Bu arazlar zamanla azalsa da kalıcıdır ve bu iki tip girişimin komplikasyonu değil beklenen mecburi sonucudur. Ancak hastalar, ameliyat öncesinde kendilerine danışılarak kararlar alındığından, bu arazlara hazırlıklı olurlar. Boyun disseksiyonu ameliyatları, tipi ne olursa olsun, kanser cerrahisinin sıklıkla yalnız bir parçasını oluşturur. Kombine girişimlerde ameliyat sonrası sürecin zahmetini asıl belirleyen, boyun müdahalesi değil primer bölgeye yani kanserin köken aldığı kaynak dokuya yapılan müdahaledir. Örneğin bir gırtlak kanserinde gırtlağa veya bir dil tümöründe dile yapılan müdahale, boyun disseksiyonundan daha zahmetli, uzun ve arazlı iyileşme süreci oluşturur.

Boyunda radyoterapi-kemoterapi-kemoradyoterapi sırası ve sonrası şu özellikleri gösterir: Radyoterapi ve kemoterapi, seanslar halinde uygulanan tedavi kürlerinden oluşur. Gerek radyoterapinin gerekse kemoterapinin yan etkilerinin şiddeti; uygulanan tedavinin şekli, süresi ve miktarı ile orantılıdır. Her iki tedavi yöntemi de hücre çoğalmasını baskılayarak etki gösterdiğinden, kaçınılmaz yan etkileri, vücudun diğer yapılarının özellikle de hızlı çoğalan doku ve hücrelerinin etkilenmesidir. Baş-boyun radyoterapisinde yan etki olarak; ciltte, mukozada ve gırtlakta geçici veya kalıcı değişiklikler oluşur. Mukozit, yani iç cilt iltihabi reaksiyonları ve buna bağlı ağızda-boğazda kuruma, radyoterapinin kaçınılmaz bir sonucudur. Kemoterapide ise yan etki olarak; saç dökülmesi, kan hücrelerinde azalma, sindirim sistemi fonksiyon değişiklikleri gibi geçici değişiklikler oluşur.

Boyun disseksiyonunu veya kemoradyoterapisini takipeden süreç ise, şu şekilde ifade edilebilir: Baş-boyun kanserlerinin tamamen ortadan kalkması veya tekrarı, yapılan tedaviler kadar, tümörün kaynaklandığı primer bölgenin özelliği, tümörün büyüklüğü, tümörün yaygınlık durumu yani evresi, tümörün habaset derecesi gibi faktörler ile bağlantılıdır. Tüm habis tümör vakalarında olduğu gibi, baş boyun kanseri tedavisi görmüş hastalar, yaklaşık 10 yıl süresince klinik ve ihtiyaç halinde görüntüleme ve laboratuar yöntemleri ile takip altında tutulur. Boyun disseksiyonları ile boyun radyoterapisi-kemoradyoterapisi tedavileri, kazanç-risk-kayıp kavramları açısından bir bütün olarak değerlendirildiğinde; ihtiyaç oluşması durumunda, olası çeşitli yan etkilere karşın hayat kurtarıcı, vazgeçilemiyecek önemde girişimlerdir.